SENSİZLİĞİN
ÇIĞLIĞI
Çığlığın kalay çarşılarından sesleniyorum yaşama
Bir an seni düşledim kaptanım
Aşka doğru bir sonsuz koşudayım şimdi ben
Dalgalarla boğuşan bir yalnız sala düştüm
Sensizliğin mızrabı vurdukça yüreğimin tellerine
Ressamını bekleyen bir boş tuvale düştüm
Bir an seni düşledim kaptanım
Şeker-şerbet oldu dudaklarımda şehir
O büyülü sokaklarda gebe kalan zamanla
Gerçekliğin bacasında kopkoyu tüttün
Seni düşledikçe;düş kazılarımın bulgularını
Umut sergisine koyar yüreğim
Ne zaman bir hicran bestesi duysam
Gözlerim meçhule dalar kaptanım
Şimdi bizler taşıyoruz müjdenin kurşun yükünü
Hüzün limanından kalkan vapurla
Gözlerimiz gecenin yıldızlarıyla dost olur
Senin gözlerinde buluşur yıldızlar
Senin dudaklarında sallanır çocuklar
Senin elinde filizlenir tohumlar
Her şey senle güzel, senle anlamlı
Senle hayat daha baskın ölümden
Seni düşledikçe hayat yaşanır kaptanım,
Bir de sensizliği düşündüm
Düşünemedim kaptanım
Kurudu düşlerimin hayal mürekkebi şimdi
Kaptansız bir gemi nereye gidebilir ki?
Melahat Vicir
Atatürk'ün Doğumunun 125 Yılı nedeniyle Şiir Yarışması İlçe
Birincisi
ASIRLARI AŞAN ÖNDER
Soğuktu hava. Üstelik geceden kalma kiralık düşlerim vardı hâlâ
üşüyen aklımda. Az sonra arkadaşlarla buluşacaktık. Saklambaçlar,renkli
is toplar bizi bekliyordu her zamanki aynı yerde. Bakkal Rüstem’in
tütün kolonyası kokan odasının karşısında. Genç abiler de gitarlarıyla
beraber orada olacaklardı.Kendi hayâl bahçelerinde türkü söyleyecek,gitarın
tellerinden asılacaklardı hayata.