Bir
güzide mektup var,
Çağların ötesinden yaldızlı sabahlara
Tercümanı yok şimdi içimdeki sessizliğin
Mehtabını düşlerken o mühür sahibinin
Mekanın fırçasında solmayan resim senin
Besteleyemedim öğretmenim.
Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü
Sensiz tutunduğumuz dallardan hazan düştü
Ufuklarıma yalancı bir tan düştü
İnsanlık bahçemize sessizlik çöktü öğretmenim
Yolcuyuz bugün hayat sahnesinde
Gemimiz ağır,yolumuz uzun
Korkmuyoruz kaybolmaktan
Sen varsın ya gururlu kaptan
Bir bela tünelini seninle aşmaktayız öğretmenim.
Çizebilir miyiz öğretmenim denizin coşkun dalgasını
Ölçebilir miyiz anne sevgisi kadar sıcak olduğunu
Tarihimize katabilir miyiz bu günün aydınlığını.
Kaptanım biliyor musun taşımakta olduğun hayat gemisinde
Nice doktorlar, nice öğretmenler gitmekte
Hani şu karşıdan gelen kayıklar var ya
İşte; o kayıklarda senin ellerinden çıkan nice emektarlar var
öğretmenim
Bazen kendine aşık deli gibi bir fırtına
Bazen de fırtınalar önünde boynu bükük kuru yapraktan
Ulaşılamayan gökyüzüne ulaşmak zordur ya
Senin yüceliğine ulaşmakta o kadar zordur öğretmenim
Melahat Vicir
75.Yıl İlköğretim Okulu